Kayıtlar

Liberal Düşünce Kongresi 2025

Her yıl bu vakitler toplanan Liberal Düşünce Kongresi (LDK) sayesinde yılda bir defa da olsa görüşme, yeni simalarla tanışma imkânı buluyoruz. Bu yıl da öyle oldu. Geçtiğimiz hafta sonu LDK için Ürgüp’te, Dinler Otel’de idik. Bu yıl altı ayrı oturumda yirmiden fazla tebliğin sunulduğu LDK, entellektüel boyutu da olan bir organizasyon. Bu tebliğlerin her biri, programın akışını aksatmayacak şekilde tartışmaya açılıyor, soru-cevap, itiraz ve katkılarla geliştiriliyor. Her oturumun süresi ve konusu belli olsa da, akşamın geç saatlerine kadar uzayan sohbetlerde ne konu, ne de zaman sınırı var. Bazen lobide, bazen bir kafede, bazen de Ürgüp sokaklarında uzayıp gidiyorlar. Bu sohbetlerden birinde, bir arkadaşım “bu senin kaçıncı gelişin” diye sordu. Tam sayıyı bilmediğimi fark ettim. Muhtemelen iki elin parmaklarına yakın bir sayı… İlk gelişimi hatırlıyorum. Yolda, lisanslı bir karateciyle tanışmıştım. Karate ve boks gibi dövüş sporcularının kavgaya karışması halinde lisanslarının iptal edil...

Güney Suriye’de İsrail’e Fren, SDG’ye Test

Erdoğan “İsrail’in hedefinde biz de varız” dediğinde herkes gülmüştü. Yaşananlar onu haklı çıkardı. Gazze’den sonra Lübnan’a, peşinden İran’a, Yemen’e, Suriye’ye, Tunus’a ve nihayet Katar’a saldıran İsrail, Batı Şeria’yı da ilhak edeceğini duyurdu. Sırada neresi var? 10 Eylül tarihli (Türkiye Gazetesi) yazısında “İsrail ancak güçten anlar” diyen Cem Küçük haklı. Ama bu gücü kim gösterecek?.. İsrail’i kimler durdur(a)maz? 1) ABD: İsrail gerek finans piyasası ve medyadaki gücü, gerekse Evanjelikler ile kurduğu sıkı bağlar sayesinde ABD üzerinde o kadar etkili ki, bu ülkenin Orta Doğu politikasını adeta tek başına İsrail belirliyor. Bu yüzdendir ki ABD, İsrail’i durdurmaya hiç de hevesli görünmüyor. 2) Avrupa ülkeleri: ABD’den farklı olarak İsrail ile aralarında duygu birliği yok. Hatta tam tersi geçerli. Tarih boyunca Yahudiler Avrupa’da sevilmeyen, istenmeyen bir kavim olmuş. 1948’de İsrail kurulduktan sonra Avrupa’dan bu ülkeye zaman içinde milyonlarca Yahudi göç etmiş. Onların dönme ...

İnsanlığımız kayboldu, hükümsüzdür

Eskiden tarihî camilerin önünde, saat kulelerinin etrafında ve büyük parklarda güvercinlere buğday atılırdı. Düzinelerce güvercin akın ederdi buğday tanelerine. Geçenlerde Eminönü’ne gittiğimde Yeni Camii önünde birkaç güvercine ancak rastladım. Besleyen olmayınca, terk etmişler o kalabalık muhiti. Zaman çok şeyi değiştiriyor… Eskiden kuduz veya hasta köpekler itlaf edilir, sonra üstüne kireç dökülerek gömülürdü. Şimdilerde o da değişti. Kuduz, hastalıklı veya saldırgan köpekleri öldürmeyip barınaklarda besliyor, şehir şehir gezdiriyorlar hatta… Yeni moda, kedi ve köpek beslemek. Güvercinlerin yerini onlar aldı. Her köşe başına, parklara, bahçelere, hatta apartman önlerine onlar için mama ve yiyecek kapları konuyor. Hasta yada aşısız olanlar koştura koştura veterinere götürülüyor. Sokak hayvanlarının bakımı ve ameliyatı için sosyal medya üzerinden yüzbinlerce lira para toplayanlara, maaşının yahut harçlığının önemli bir kısmını sokak hayvanlarına harcayanlara rastlıyorum. Hayvan deyin...

Bahçeli tarih yazıyor, tarih de onu yazacak

ETA, BASK bölgesinin bağımsızlığını hedefleyen bir STK olarak 1959’da İspanya’da kurulduktan yıllar sonra mecra değiştirip teröre bulaşmış. İlk cinayetini işlediği 1968 yılından, son kez ateşkes ilan ettiği (daha evvelkileri bozmuş çünkü) 2010 yılına kadar 829 kişiyi öldürmüş. PKK’nın kıydığı 40 bin canla karşılaştırıldığında o kadar küçük bir rakam ki!.. Fakat bu bile İspanya’da infiale yol açmış. Terörü bitirmek için uluslararası gözlemcilerin ve kolaylaştırıcıların da yer aldığı bir müzakere masası kurulmuş. ETA 2011’de silah bırakmış, 2018’de de kendini feshetmiş. ETA’yı ve terörle mücadelede İspanya örneğini merak edenler için Akın Özçer’in “ Agur, ETA artık yok!.. ” isimli kitabı muazzam bir kaynaktır. Kitabın kapağını ilk gördüğümde birgün bize de “PKK artık yok” demek nasip olacak mı diye geçirmiştim içimden. PKK’nın kendini feshetmesi ve 11 Temmuz’da gelen silah yakma görüntüleri, bu rüyanın gerçekleşmesine çok yakın olduğumuzu hissettirdi bana. ‘Çözüm Süreci’nde de bu hisse k...

Türk Solunun Kemalizmle İmtihanı

Sinop’taki tarihî cezaevinde çekilen bir dizi vardı: Parmaklıklar Ardında. Arada ben de bakardım. 2013 yılında yolum Sinop’a düşünce, müze olarak kullanılmak üzere Kültür Bakanlığı’na devredilen bu hapishaneyi ziyaret etmiştim. Dizi çekimlerinin yapıldığı alanlar dışında harap haldeydi. Eski hapishane, yeni müze girişindeki tanıtım levhasına göre, denizin dövdüğü bir yar üstüne 13. yüzyılda inşa edilen Sinop Kalesi’nin bir bölümü 19. yüzyılın sonuna doğru hapishane olarak kullanılmaya başlanmış. Yapılan eklemelerle genişletilen bu hapishanenin sakinleri arasında Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan romanlarının yazarı Sabahattin Ali de varmış. Rahmetli Edip Akbayram’ın seslendirdiği ‘Aldırma Gönül’ şarkısının sözlerini de bu hapishanede yazmış: Dışarda deli dalgalar / Gelip duvarları yalar / Seni bu sesler oyalar / Aldırma gönül aldırma. Sabahattin Ali gazeteci, mütercim ve şair yanı da olan çok yönlü bir insan, tek parti rejimine muhalefeti nedeniyle çeşitli defa...

secdede uyuyakalmak

istanbula ilk geldiğimde teyzemde kalıyordum. oturma odasındaki çekyatı bana tahsis etmişti. teyzem odasına çekildikten sonra televizyonu kapatır, yatağı açar, ışığı söndürüp yatardım. ertesi gün erken kalkmak derdi olmadığı için geç saatlere kadar oturan teyzemin televizyon keyfini bölmemek için direnebildiğim kadar direnir, uykumun geldiğini belli etmemeye çalışırdım. lakin sabah altı buçuk demeden kalkmak zorunda olan biri, ne kadar direnebilir ki?.. odada çekyattan başka oturacak yer olsa, ses yada ışık beni rahatsız etmezdi. varsın, izlemeye devam etsin. ama yatabilmek için çekyatı açmam, çekyatı açabilmem için de teyzemin oturduğu yerden kalkması gerekiyordu. uykumun geldiğini anlayınca bazen odasına çekilir, bazen de “sen yat, bir köşesine oturup seyrederim ben” dediği çekyatı açtırıp televizyon izlemeye devam ederdi. böyle gitmeyeceğini anlayıp askerdeki oğlunun odasına taşınmamı isteyene kadar bu düzen devam etti ikinci durumdan, yani çekyatın bir köşesine oturup televizy...

imamoğluna soruşturma

Son dönemde polis muhabirleri fazla mesai yapıyor. Neredeyse hergün bir gözaltı, ifadeye çağırma veya polis eşliğinde ifadeye götürme ve tutuklama haberi alınıyor, iddianame hazırlanıyor, dâvâ açılıyor. Bütün bunların genellikle muhalif cenahın başına gelmesinin yarattığı tedirginlikle, İstanbul Büyükşehir başta olmak üzere muhalefetin elindeki bazı ilçe belediyelerine düzenlenen operasyonlar sonrasında ‘nereye gidiyoruz’ sorusu daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Bir adım geriye çekilip öfke ve heyecandan uzak bir değerlendirme yapmakta fayda var. İddianame henüz hazırlanmadı. Kimin neyle suçlandığını ve delilleri tam olarak bilmiyoruz. Operasyonla ilgili malumatımızın hem sınırlı hem de açık kaynaklardan toplanıyor olması üç önemli mahzuru beraberinde getiriyor. 1) Eksik bilgiyle yapılacak bir değerlendirme, hatalı sonuca ulaştırabilir 2) Hangi kaynaklardan beslendiğimize bağlı olarak farklı sonuçlara ulaşılabilir 3) Bütün bilgi ve belgelere erişsek bile, bunları analiz edece...