Kayıtlar

yabancı düşmanlığı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

14/28 Mayıs seçimleri nasıl yapıldı?

Bir önceki yazıda seçimlerin elektronik ortama taşınmasının mahzurlarından bahsetmiş ve ‘tutulacak en iyi yol, seçimleri klasik usülle yapmaya devam etmek’ diye bitirmiştim. Bu yazıda ise hâlihazırda seçimlerin nasıl yapıldığını kısaca anlatacağım. İlk turu 14 Mayıs’ta yapılan seçimlerin benim için farklı bir anlamı vardı. Daha evvel oy atıp çıktığım sandığın başını bekleyecek ve seçimlerin usulü dairesinde gerçekleşmesine nezaret edecektim. Bu, benim ilk sandık görevimdi. Sandık mahalline bir gün önceden giderek oy verme kabinlerini kurmuş, sandığı yerleştirmiş, sandık kurulu üyelerinin oturma düzenini ayarlamıştım. Seçim sabahı saat yedide, görev yapacağım okulda idim. Partili üyelerin birbiriyle didişeceği, itiraz ve çekişmelerle dolu, uzun bir günün beni beklediğini düşünerek endişeleniyordum. Sandık kurulu başkanı ve üyeleri yemin ederek görevine başlıyor. Yemin edildikten sonra, bina sorumlusundan imza mukabili aldığım bez torbayı herkesin huzurunda açtım. Torbadan çıkan pu...

depremin ardından

Geçen hafta, yakın tarihimizin en yıkıcı depremlerini aynı bölgede, sekiz saat arayla ve peşpeşe yaşadık. İlkinde yıkılmayan binaların bir kısmı ikincisinde yıkıldı, ilk depremde hayatta kalmayı başaranların bir kısmı ikincisinde vefat etti. Vefat edenlerin sayısı 40 bine, yaralı sayısı 100 bine dayandı. Önümüzdeki günlerde bu rakamlar muhtemelen daha da artacak. Tarihe ve haberlere istatistik olarak geçen bu insanların her biri, bir hafta öncesine kadar hayattaydılar. Geleceğe dair umutları, planları, endişeleri, korkuları vardı. Birilerinin umudu, göz bebeği, yaşama sevinci ve varlık sebebiydiler. Bir hafta öncesine kadar nefes alıp veren bu canlardan otuz bini aşkını artık yaşamıyor. Hayatta kalanlarsa, kaybettiklerinin açtığı yara ve koca bir boşluk hissiyle yola devam etmeye çalışacak. Ölenlere Allah’tan rahmet, kalanlara başsağlığı ve acil şifalar diliyorum. Depremi, sabahın ilk saatlerinde televizyondan öğrendim. Dış dünyaya müdanasız tavırlarına alışık olduğumuz İçişleri Bakan...

Edirneyi Bulgarlar mı istila ediyor

Son dönemde alışveriş yapmak için Edirne’ye gelen Bulgarlar kimilerini rahatsız etse de, yapılan röportajlardan gördüğümüz kadarıyla esnaf halinden gayet memnun. Günübirliğine gelenlerden pasaport sorulmayacak olması, Edirne’deki hareketliliği önümüzdeki günlerde daha da artıracak. Yani birilerinin yüzü asılmaya, esnafınki gülmeye devam edecek. Esnafın yüzünün neden güldüğü belli; satışları artıyor, kâr ediyor. Peki Bulgarların alışverişlerini memleketimizden yapması kimi, niye rahatsız ediyor? Bu konuda birkaç açıklama getirmek mümkün. Bana göre bu rahatsızlığın sebeplerinden ilki, yabancı düşmanlığı… Bir zamanlar Kürtlere yönelen koyu hoşnutsuzluk son yıllarda yerini mültecilere bıraktı, fakat onlarla sınırlı kalmadı. Turist, yani misafir olarak muvakkat bir süre için ülkemize gelenlere karşı bile öfkeyle bakan azımsanmayacak bir kitle var. Aşağıdaki konuşmaya geçenlerde şahit oldum meselâ: - Geçenlerde Çemberlitaş tarafındaydım. Adres sormak için etrafa bakındım, bir tek Türk...

Müslüm ve Freddie Mercury: İki Göçmenin Hikâyesi

İstanbul’un tahtını koruduğu, ancak diğer illerle mesafesinin bu kadar açılmadığı yıllarda, sadece bereketli topraklarıyla değil sermaye birikimi, ticarî ve sınaî kapasitesiyle de müthiş bir çekim merkeziydi Adana. Öyle ki Türkiye’nin en büyük holdinglerinden birini bu şehirde kuran Sabancı ailesi bile Talas’tan (Kayseri) gelip Adana’ya yerleşmişti. Göçmendiler. Farklı coğrafyalardan kopup emeğine, sermayesine ve talihine güvenerek bu şehre gelen insanlar Adana’ya ve ekonomisine nasıl dinamizm katıyorsa, iktisadî hayattaki canlılık da şehrin kültürünü, sanatını ve eğlence hayatını öyle besliyordu. Orhan Kemal, bu toprakların çocuğuydu meselâ. Adına (hususî) bir kanun çıkartılacak kadar özel bir yetenek olan Suna Kan da, müzik tahsilini ilerletmek için küçük yaşta önce Ankara’ya, sonra yurt dışına gitmiş bir Adanalıydı. Hayatında ve ikbalinde önemli yer tuttuğu halde, Adanalı olmayan isimler de var: Yaşar Kemal, Yılmaz Güney ve Muzaffer İzgü gibi. Yolu Adana’dan geçen bir başka i...