balıkçı
bugün bahsedeceğim kişiyi o kadar az gördüm ki, saysam iki elin parmaklarını geçmez. gördüğüm vakitler de küçüktüm. yani çok fazla hatıram yok… öyleyse ne anlatacaksın derseniz, daha çok, hakkında duyduklarımı… tilkinin kırk hikâyesi olurmuş, kırkı da tavuklar üstüne derler ya. abdullah amcayla ilgili duyduğum, gördüğüm, hatırladığım ne varsa hemen hepsi balıklarla ilgili. balıktan başka çok az şey konuşur, konuştuğunda da sözü bir şekilde balıklara getirirdi rahmetli. kasabaya bizi ziyarete gelmiş, birkaç gün de kalmıştı. ilk günü ve geceleri saymazsak, kaldığı sürenin tamamını çekerek kıyısında veya karac’ören barajında balık tutarak geçirmişti. balığı tutması veya tutmaması önemli değildi onun için. önemli olan, vaktini balık tutarak veya tutmaya çalışarak geçirmesiydi. yorulunca oltama çıngırağı takar, keyfime bakarım. balık vurunca çıngırak çalar, oltayı elime alırım demişti bir gün. babama da sormuş, siz hiç balığa gitmiyor musunuz diye. babam “gitmiyoruz” deyince, nasıl v...