balıkçı

bugün bahsedeceğim kişiyi o kadar az gördüm ki, saysam iki elin parmaklarını geçmez. gördüğüm vakitler de küçüktüm. yani çok fazla hatıram yok… öyleyse ne anlatacaksın derseniz, daha çok, hakkında duyduklarımı…
tilkinin kırk hikâyesi olurmuş, kırkı da tavuklar üstüne derler ya. abdullah amcayla ilgili duyduğum, gördüğüm, hatırladığım ne varsa hemen hepsi balıklarla ilgili. balıktan başka çok az şey konuşur, konuştuğunda da sözü bir şekilde balıklara getirirdi rahmetli.
kasabaya bizi ziyarete gelmiş, birkaç gün de kalmıştı. ilk günü ve geceleri saymazsak, kaldığı sürenin tamamını çekerek kıyısında veya karac’ören barajında balık tutarak geçirmişti. balığı tutması veya tutmaması önemli değildi onun için. önemli olan, vaktini balık tutarak veya tutmaya çalışarak geçirmesiydi. yorulunca oltama çıngırağı takar, keyfime bakarım. balık vurunca çıngırak çalar, oltayı elime alırım demişti bir gün.
babama da sormuş, siz hiç balığa gitmiyor musunuz diye. babam “gitmiyoruz” deyince, nasıl vakit geçiriyorsunuz öyleyse demiş. ona göre vakit geçirmenin tek yolu, balık tutmakmış çünkü.
ben tandığımda demiryollarından emekliydi. çalıştığı dönemde bir istasyona tayinini çıkarttırmak için ricacı olmuş. hemen kabul edip, becayişle göndermişler. tayin edilmek istediği istasyon kuş uçmaz kervan geçmez dedikleri türden, kimsenin gitmek istemediği bir sürgün yeriymiş çünkü. yer değiştirdiği adam “beni buradan kurtardın” diye çok dua etmiş.
abdullah amca o istasyona niye tayin istemiş biliyor musunuz? yakınında fıratın bir kolu varmış ve çok şahane balıklar çıkıyormuş. günde bir defa veya günaşırı geçen treni uğurladıktan sonra soluğu ırmak kenarında alırmış.
birkaç yıl devam etmiş bu safa. zavallı karısı, bizi bu dağ başına niye attılar diye üzülüp dururmuş. “ben istedim” diyemiyormuş tabii ki. vazife bu, mecbur yapacağız diye teselli ediyormuş karısını.
o istasyonda görev yaptığı süre boyunca keşif gezilerine çıkıp, nerede hangi balıklar çıkar iyice bellemiş. tayini çıkıp başka bir istasyona geçtiken sonra da bu bölgeyle irtibatı koparmayıp yıllık izinlerinin bir kısmını bu tarafta geçirmiş. emekli olduktan sonra bile bu alışkanlığından vazgeçmemiş.
babamın dayısının kaynı, benimse tanıdığım en büyük balık tutkunuydu, allah rahmet eylesin.

Yorumlar

  1. Demiryolu değil TMO idi.O istasyonda bir ofis birde istasyon varmış.Çok güzel anlatmışsın.Allah rahmet eylesin,mekanı cennet olsun inşallah.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

yedi numarayı keşfimiz

secdede uyuyakalmak

ilk eşyalarım